| NLP ve AİKİDO Arasında Strateji Benzerlikleri |
|
|
|
| Administrator tarafından yazıldı |
| Salı, 13 Mayıs 2008 10:32 |
|
1.GİRİŞ Günümüzde NLP hakkında yazılan kitap ve makalelerin önemli bir kısmında Aikido’dan da bahsedilir. Bu bahsetmenin amacı müsabakasız, dolayısıyla didişmeci olmayan ve rakibi kararsız hale getirirken bile onunla uyum kurmaya özen gösteren Aikido’nun yer yer NLP’yi insanlara kavratmak için güzel bir model teşkil etmesidir. Gerçektende savaş sanatlarına damgasını vurmuş tüm savaş stratejilerini ikili insan ilişkilerinde de kullanmak mümkündür. Zaten tüm bu stratejilerin özü, bunları kavramış kişilere zor durumlardan kurtulma yollarını göstermektir. Bu zor durumun savaşta, ikili mücadelede, tartışmada ya da ticari bir alanda alması ikincil önemdedir. Aslında tüm savaş sanatlarının insanlara stratejileri kavratmak için var olduğunu bile söyleyebiliriz. Belki de bu yüzden Japon dilinde “kılıç kullanan kişi”ye stratejist” denmektedir. Aşağıda NLP’nin Aikido ile stratejik planda benzerlikleri ele alınacaktır. Bundan kasıt ilk bakışta birbirinden çok farklı görülen bu iki alanın, iki taraf arasındaki sorunların çözümünde nasıl ve hangi benzer yöntemlere başvurduklarını incelemektir. İnceleme esas olarak üç alanla sınırlandırılmıştır. Uyum, yönlendirme ve esneklik konusundaki benzerlikler. Yazıda NLP ve Aikido arasında zorlama bir ilişkiyi kurgulamaktan özenle kaçınılmıştır. Unutulmamalıdır ki bir kişisel gelişim ve değişim modeli olan NLP başka bir şeydir; bir savaş sanatı olan Aikido başka bir şey. 2. İLETİŞİM VE MÜCADELEDE UYUM İletişim ile mücadele arasında nasıl bir ilişki olduğu sorusunu yanıtlayabilmek için ünlü savaş teorisyeni Clausewitz’in savaşın siyasetin farklı araçlarla yapılan biçimi olduğuna dair ifadesine gönderme yapmak gerekiyor: “Savaş ile siyaset arasındaki ilişki mücadeleyle iletişim arasında da mevcuttur. Mücadele de iletişimin bir başka biçimidir.” (s.35). Burada kast edilen şey iletişimin ve mücadelenin farklı araçlarla ama benzer stratejilerle yürütülen iki ayrı alan olduğudur. Dolayısıyla iletişim için mücadelenin ya da mücadele için iletişimin stratejileri kullanılabilir. 2.1. NLP ve uyum: Pacing NLP’nin kişiler arası ilişkilerde en önemli stratejisi “uyum”dur. Uyum iyi bir iletişimin olmazsa olmazıdır. Eğer karşımızdaki insanla bir uyum yaratamamışsak ondan bize karşı samimi davranmasını bekleyemeyiz. Ancak bu uyumu yarattıktan sonra onunla iletişim kurabilir ve onu yönlendirebiliriz. Aksi takdirde onu her yönlendirme gayretimiz dirençle karşılaşacak demektir. Bu takdirde yönlendirme girişimlerimizin çatışmaya dönmesi mümkündür. Uyum yaratmanın yolu fiziksel öğeleri kullanmaktan geçer. Bunun için öncelikle karşıdaki insanın vücut hareketleri, duruşu, mimikleri, ses tonu, temposu ve hatta nefes alma hızı ve biçimi incelenmelidir. Daha sonra yapılması gereken eşleşmedir. Eşleşme gerçekleştiğinde yönlendirme kolayca mümkün hale gelecektir. Bazen de yine bu yöntem eşleşmemek için kullanılabilir. Örneğin bir topluluktan ya da kişiden kırmadan ayrılmanın gerektiği durumlarda bu strateji kullanılabilir. Meta Model kalıpları, iletişimde uyumu sağlamaya yönelik önemli araçlardır. Meta Model NLP’nin kurucularından Richard Bandler ve John Grinder tarafından geliştirilmiştir. Bandler ve Grinder Gestalt psikolojisinin kurucularından Fritz Perls ve aile terapisinin en önemli ismi Virginia Satir’in hastalarıyla terapi esnasında aynı dil kalıbını kullandıklarını fark etmişlerdi. Meta Model kalıplarının yardımıyla iletişimde önce bir uyum yaratmak sonra da onu yönlendirmek mümkündür. İletişimde uyum yaratmanın yolu karşımızdakinin zaten gitmek istediği yöne doğru akmasını sağlamaktır. Diyalog içerisinde geçecek yargı ya da öğüt gibi doğrudan müdahaleler aslında karşımızdakini olumsuz yönde etkiler. “Sorun nedir?”, “Hata kimde?” ya da “Neden?” gibi sorular da kurmak istediğimiz akışı ve uyumu bozar. Bunun yerine “Bunun senin için anlamı ne?”, “Bununla neyi anlatmak istiyorsun?” gibi sorular sormak gerekir (Biçer, T., s.207). Meta Model kişiyi sınırlayan düşünce kalıplarını ortaya çıkarmamıza da yardım eder. Konuşmalar sırasında karşılaşılan en önemli tuzak “gereklilik ve zorunluluk kalıpları”dır. Konuştuğumuz kişiye karşı çıktığımızda bu onun daha da kabuğuna çekilmesine neden olur. Oysa Meta Model sayesinde karşıdakinin zihinsel dengesini bozarak, onun, kendi genellemelerinin ne kadar sağlıksız olduğunu anlaması sağlanabilir. Karşımızdaki “yapamam”, “mecburum” gibi kalıplara baş vurduğunda “Seni engelleyen ne?” ya da “Yaparsan ne olur?” biçiminde sorular sormak gerekir. Bir başka dikkat edilmesi gereken şey ise suçlamalara doğrudan cevap vermek değil, onların etrafından dolaşmaktır. Eşiniz “Evi temizlemeye hiç yardım etmiyorsun” dediğinde, “Pazartesi etmiştim ya” dediğinizde, bu saldırıyı kabul etmek ve aynı biçimde ona karşılık vermek demektir. Bu noktada tartışmanın büyümesi kaçınılmazdır. Oysa burada “Hiç yardım ettiğim olmadı mı?” diye sorduğunuzda iş farklı bir mecraya kayacaktır. Çünkü saldırı aynı hızla ve güçle geriye yansıtılmıştır. Karşınızdakinin bir genellemeye başvurması sizin işinizi kolaylaştırmıştır. Yapılması gereken bu genellemede somutlaşan saldırıya yine karşıdakinin saldırı kuvvetini kullanarak cevap vermektir. Bu nokta da kendi yaptığı abartmanın farkına varan karşıdakinin zihinsel dengesi bozulacak ve belki de asıl tartışmak istediği konuyu açmak durumunda kalacaktır. 2.2.Aikido ve uyum : Aİ Sözcük anlamı “evrensel enerjiyle uyum yolu” olan Aikido’nun kökeni 9. Yüzyıla kadar uzanmaktadır. Diğer savaş sanatlarından farklı olarak Aikido saray çevresinde ortaya çıktı. Saray çevresindekilerin savaşırken karşılaştıkları temel sorun düşmanlarının da tıpkı kendileri gibi zırhlı olmasıydı. Bu yüzden zırhların açık ve bağlantı bölgelerine yönelik özel bir savaş sanatı geliştirmek gerekiyordu. Bu ihtiyaçtan yola çıkan General Minamoto no Yoshimitsu (1045 - 1127) klasik aiki-Jutsu'yu geliştirdi. Yoshimitsu'nun ilgisi korunmasız bölgeler olan el ve eklemlere yönelikti. Ani burkmalar, kaldıraç ve atış teknikleri geliştirdi. 14.yy'dan itibaren bu yenilenmiş sistem Takeda ailesinin eline geçti ve onların himayesinde gelişerek bugünlere geldi. Takeda ailesinin teknikleri gizliydi ve sadece aile üyelerine öğretiliyordu. Bu teknikleri ilk olarak Takeda Sokaku (1863- 1943)halka açık bir biçimde öğretmeye başladı. Takeda Sokaku öğrettiği sisteme Daito-Ryu-Aiki-Jitsu adını vermişti ve en önemli öğrencileri arasında bugün bilinen şekliyle Aikido'yu kuran Morihei Ueshiba da bulunuyordu ( Protin, s.73 ). Aikido’nun ilk hecesi olan “ai” uyum anlamına gelmektedir. Aikido’da saldırı yoktur, müsabaka yoktur. Yalnızca saldırganın enerjisini alıp onu yönlendirmekten ve zararsız hale getirmekten bahsedilebilir. Bu yüzden kişiler arası ilişkilerde didişmeden uzak tavrıyla Aikido iyi bir modeldir. Savaş sanatları geleneksel olarak ikiye ayrılırlar. Karate gibi bazı savaş sanatları rakibe sertlikle cevap verme esasına göre şekillenmişlerdir. Aralarında Judo ve Aikido’nun da bulunduğu diğer grup ise daha farklı bir yolu esas alırlar. Bu yola “juho” yani “yumuşaklık yolu” da denir. Günümüzde Judo’nun bir spor haline gelmesi, onun kökenindeki bu stratejik zenginlikten uzaklaşmasına neden olmuştur. Bu yüzden Aikido savaş sanatlarının temelinde yer alan “yumuşaklık” prensibini incelemek için bir laboratuvar görevi görmektedir (Brand, s.24). Aikido’da rakibin saldırısına güçle karşılık verilmez. Her zaman saldırganın bizden daha güçlü olduğu var sayılır. Bu durumda rakibe güçle karşı koymaya çalışmak, bu ön kabul nedeniyle, mümkün olmaz. Aksi takdirde yenilmemiz kaçınılmazdır. Aikido tam da bu noktada farklı bir strateji geliştirir. Rakibin saldırganlığını, gücünü ve hızını ona karşı kullanır. Bunu yapmak için öncelikle onun saldırısının önünden kaçılır. Ama bunu yaparken saldırganın kuvvetini engellemeye kalkmaz; aksine onu yaymaya ve uzatmaya çalışır. Amaç yalnızca saldırıyı doğrudan karşılamamaktır. Rakip tarafından tutulduğunuzda direnmezsiniz. Normalde vereceğiniz tepkinin tersine eğer rakip sizi itiyorsa onu çekersiniz; çekiyorsa itersiniz. Saldırı ne kadar güçlü ve gerçekçiyse, uygulanan teknik de o derece güçlü ve gerçekçi olacaktır. Ardından dairesel bir hareketle rakibin dengesi bozulur. Denge merkezinden uzaklaşmış saldırganı yönlendirmek çok basittir. Bu iş için artık herhangi bir kuvvete de gerek kalmayacaktır. Üçüncüsü; rakibin önce dengesi bozulur sonra zararsız hale getirilir. İki ayağı üzerinde dengeli duran birisine teknik yapılmaz. Önce dengesini bozmak gerekir. 3. STRATEJİLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI 3. 1. Uyum stratejileri İletişimde iki tarafında ses tonunun birbirleriyle uyumlu olması önemlidir. Sesin tonu ve temposu karşıdakiyle aynı olmalıdır. İletişimde karşınızdakinin ses tonuna uyum sağlamak, söylediklerinizden bile önemlidir. Karşınızdakiyle aynı ritmi, tınıyı, armoniyi tutturursanız uyumunuz, dolayısıyla iletişiminiz çok daha iyi olacaktır. Ayrıca karşımızdakiyle sözle ve vücut diliyle eşleşmemiz gerekir. Bunun yolu ise sözcüklerimizi ve davranışlarımızı eşleştirmekten geçer. Onunla karşı karşıya gelecek şekilde durmamalı, kullandığı metaforları onunla iletişim kurarken kullanmalıyız. Kullandığı metaforlar aynı zamanda onun kullanmayı tercih ettiği temsil sistemi hakkında da bize bilgi verecektir. Karşımızdaki insanın vücut hareketlerini, ses tonunu ve kullandığı metaforları aynaladığımız takdirde onunla bir uyum kuruyoruz demektir (Biçer, s.110). Kelime anlamı giriş olan “irimi” rakiple eşleşmeye, onun dengesini bozup zararsız hale getirmeye çok tipik bir örnektir. Bu hareketle rakibin ölü noktasına geçilir. Bu noktada, eğer yapacağımız teknik kusursuz olsun istiyorsak, rakibin aynadaki görüntüsü gibi olmamız gerekmektedir. “İrimi” savaş sanatları açısından çok eskiden beri bilinen bir strateji olmasına rağmen, esas olarak Aikido’nun kurucusu Morihei Ueshiba tarafından geliştirilmiştir. Günümüzde “iriminage”, yani giriş atışı Aikido’ya has bir teknik olarak kabul edilmektedir (Brand, s.68). "Uyum”a bir başka örnek ise savaş sanatlarında sıkça kullanılan “hito e mi” stratejisidir. Sözlük anlamı “birleştirici eylem” olan bu strateji “bir bedende kaynaşmak” anlamına gelir. Bu stratejiye göre tekniği yaparken asla “rakibime şunu yapıyorum” diye düşünmemelisiniz. Kafanızda olması gereken “Birlikte şunu yapıyoruz” düşüncesidir. Bu tavrın yararı özellikle tutuş tekniklerinde belirgindir. Örnek olarak “katatetori”, bilekten tutuş, tekniklerini ele alabiliriz. Rakibiniz bileğinizi kavradığında tekniğinizi “ona karşı” biçimlendirirseniz, çok fazla güç harcayacaksınız demektir. Bu durumda tekniği başarıyla uygulama şansınız da azalmaktadır. Oysa aynı tekniği rakibinizle birlikte bir şey yapma duygusuyla uyguladığınızda, çok daha az eforla çok daha büyük bir verim elde edersiniz (Lovret, s.165). Aikido’da tekniklerin iki yapılış biçimi vardır. Bunlardan birincisinde, omote, saldırı yönüyle savunma yönü karşı karşıyadır. Bu uygulama biçiminde saldırganın ve savunanın güçleri çarpışır. Söz konusu biçim yalnızca bazı şartlar altında uygulanabilir. Eğer siz saldırgandan daha güçlü ve iriyseniz, ya da saldırgan daha hareketinin başında ve dolayısıyla dengesizse, tekniklerin “omote” biçimlerini uygulayabilirsiniz. Ama tüm savaş sanatları, zayıfın güçlüyü yenmesini mümkün kılma ilkesi doğrultusunda, gelişmiştir. Bu yüzden tekniklerin ikinci uygulanış biçimi, ura, çok önemlidir. Tekniklerin bu uygulanışlarında ana ilke saldırı ve savunmanın aynı yönde olmasıdır. İki taraf savunma esnasına “birbirlerine karışırlar”. Bu esnada saldırgan dengesini yitirecek ve savunma tarafından yönlendirilmeye başlayacaktır (Brand, s.68). 3. 2. Yönlendirme stratejileri Rakiple uyum sağladıktan sonra onu yönlendirmek çok daha kolay olacaktır. Buna karşılıklı iletişim alanından bir örnek verebiliriz. Bir tartışma esnasında öncelikle ses tonunuzu karşınızdakiyle eşleştirmeniz gerekmektedir. Burada bir uyum sağladıktan sonra, ses tonu yavaş yavaş düşürüldüğünde karşınızdaki de ses tonunu düşürecektir. Bundan sonra yönlendirme kişinin ustalığına kalmıştır. Bu teknik, savaş sanatlarında kullanılan “katsuri no heiho” stratejisine benzemektedir. “Katsuri” kazanmak için hızı değiştirmek anlamına gelir. Rakibinizin ritmini bozmanız ve onun alışık olduğu ritme dönmesine engel olmanız gerekir (Lovret, s.141). Yönlendirme, bir strateji gereği, yanlış bir yöne de olabilir. Rakibinizle belli bir uyum yarattıktan sonra, onu içinde bulunduğunuzdan farklı bir duygusal duruma yönlendirebilirsiniz. “Utsurakashi” denilen bu stratejiye göre duygular bulaşıcıdır. Belli bir duyguyu hissediyormuş gibi yaparak, karşınızdakinin de aynı şeyleri hissetmesine yol açabilirsiniz. Eğer gergin bir tavır takınırsanız karşınızdaki de bir süre sonra kendini gerilmiş hissetmeye başlayacaktır. Ya da tam tersi bir yöntem izlenerek rakibe bezgi bir ruh hali bulaştırılır ve ardından saldırıya geçilir (Lovret, s.201). Karşımızdaki ile uyum kurmanın yollarından birisi de onun güvenlik çemberine girmemektir. İnsanlar kendilerini çevreleyen yaklaşık 90 cm.’lik alana başkaları girdiğinde rahatsız olurlar. Bazen strateji gereği onları rahatsız etmeyi tercih edebiliriz. Merkezi ele geçirme stratejisine “chushin dori” denir. Örneğin bir tartışma esnasında rakibi rahatsız etmek için merkezi ele geçirmek denenebilir. Rakip ne kadar mantıklı bir düşünce sunarsa sunsun, yanınıza yaklaştığınızı hissettiğinde tedirgin olacaktır. Bu “istila” duygusu onu mantık düzleminden çıkaracak duygusal düzleme çekecektir. Merkezi ele geçirme stratejisi özellikl liderlik açısından önemlidir. Bir lider grubuyla yeni tanıştığında ilk anda merkezi ele geçirmelidir (Lovret, s.179). Karşılıklı mücadelede üç tür merkez vardır. Saldıranın merkezi, savunanın merkezi ve ikisi arasındaki merkez. Aikido’da saldırıya uğrayan kendi ağırlık merkezine yoğunlaşarak kendi merkezini sağlamlaştırır. Tüm teknikler saldırganın uzatılması, dolayısıyla kendi merkezinden uzaklaşması ve saldırıya uğrayanı saldırganla kendi arasındaki merkezi ele geçirmesi esasına dayanır. 3. 3. Esneklik stratejileri NLP açısından esnek olmak en önemli ustalık göstergelerinden birisidir. Sonuca gitmek için bir yöntem ya da davranış işe yaramıyorsa hemen değiştirir, başka bir şey denersiniz. “TOTE Modeli” bu esnekliğe iyi bir örnektir. NLP açısından başarısızlık yoktur, geri bildirimler vardır. Bir hedef belirlediğinizde harekete geçersiniz. Daha sonra olanları gözler ve istediğiniz sonuca ulaşana kadar yaptığınız şeyi değiştirirsiniz. Sun Tzu “Savaş Sanatı”nda “Askeri harekatta önemli olan zaferdir, inat değil” der (Sun Tzu, s.80). Değişim ve esneklik stratejileri savaş sanatları açısından çok önemlidir. Bunlardan en önemlisi “sankaikawari no heiho”dur. “Dağ deniz değişimi” anlamına gelir. Anlatılmak istenen önceki ve sonraki strateji arasındaki farkın dağ ile deniz arasındaki fark kadar olması gerektiğidir. Rakibinize yapmak istediğiniz şey işe yaramazsa hemen bir başka şeyi denemek gerekir (Cleary, s.120). Zihin akıcılığını, yani esnekliğini kaybettiğinde başarısızlık ortaya çıkar. Aikido için esnekliğin önemi ise çok daha büyüktür. Çünkü Aikido’da savunma esas olduğu için saldırı biçimini saldırgan belirler. Öte yandan Aikido tekniklerinde saldırganın gücü kullanıldığı için tüm savunma stratejisi her an değişebilir. Kendini savunan saldırı biçimine göre değişmek ve gerekli savunma stratejisini bulacak esnekliğe sahip olmak zorundadır.
Yazan: Kaynaklar
|
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 14 Mayıs 2008 07:55 ) |



